Niçin Linux'la ilgilenen çok az kadın var?

Kadınlar Linux'a özgü birkaç özel sebep de dahil olmak üzere, genel olarak bilgisayardan uzak durma sebepleriyle aynı nedenlerden Linux'tan uzak duruyorlar. Birçok mükemmel araştırma makalesi ve kitaplar bu konuyu derinlemesine incelediler, ancak biz sadece kadınların bilgisayardan neden uzak durduklarına dair genel bir özet çıkaracağız.

Kadınların bilgisayarla ilişkisini konu alan üç iyi ayrıntılı kaynak:

  1. Jane Margolis and Allan Fisher tarafından yazılan "Kulüp evini açmak: Bilgisayarcılıkta Kadın":

    http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0262133989

  2. Bilgisayarcılık Anahtar Sözcükleri Listelerinde Kadınlar:

    http://women.acm.org/search/key_list.php

    (Bu listede bağları bulunan makalelerin hepsi olmasa da bazıları erişilebilir durumda.)

  3. Dr. Ellen Spertus tarafından "Niçin Bu Kadar Az Kadın Bilgisayar Bilimci Var?":

    http://www.ai.mit.edu/people/ellens/Gender/pap/pap.html

    Öncelikle bilgisayar bilimlerinde neden çok az kadın olduğuyla ilgili genel iki açıklama üzerinde duralım:

    • "Kadınlar bilgisayarlara ilgi duymuyorlar işte hepsi bu!"
    • "Kadınlar erkekler kadar yetenekli değil."

    "Kadınların bilgisayara ilgi duymaması" sorunuyla ilgili açıklama, aslında hiçbirşey söylememekle eşdeğerdir. Bu durum, "Gökyüzü neden mavi?" sorusuna, "Çünkü gökyüzü mavi" yanıtını vermekle aynı şeydir. Buradaki örtük fikir, kadınların genetik olarak bilgisayarlarla ilgilenmeyen bir yapıya sahip olduklarıdır. Çok az insan bu durumu birçok yolla ima ederler ancak bunun da ardındaki mesaj "sadece yapamazlar" teorisidir. Eğer kadınların bilgisayarla ilgilenmemelerinin genetik olarak önceden belirlendiğini düşünmüyorsanız (ve umarım, kabul de etmiyorsunuz) öncelikle kadınları bu duruma iten çevresel faktörleri incelemekten başlamak gerekir.

    Bu teorinin daha açık bir sürümü de "Kadınlar erkekler kadar yetenekli değil" düşüncesidir, ya da daha alışılmış bir gerekçeyle -- kadınlar genelde matematikte, uzaysal düşünmede ya da mantıkta erkekler kadar yetenekli değildir. Newsweek düzenli olarak, cinsiyete-bağlı zihinsel farklılıklar olduğunu iddia eden çalışmaları yayınlarken, hiçbir farklılık olmadığını iddia eden çalışmaları önemsemiyor. Sık sık, diğer araştırmacılar orijinal araştırmacıların yöntemlerinde buldukları yanlışlıkları ve noksanlıkları dile getiriyorlar, ancak bu hikayeler basında pek az yer buluyor. Örneğin, araştırmalar sık sık, kadınların bir şekilde, dilbilim yeteneklerinin erkeklerden daha iyi olduğunu ortaya koyuyor. Bu durumu bir kanıt olarak ele alırsak, en azından basına göre, kadınlar genetik açıdan sözel konulara daha yatkındır. Aynı zamanda, araştırmalar, genç kadınların genç erkeklere göre sözle ifadede daha fazla ödüllendirildiğini göstermiştir. Kadın ve erkek beyinleri arasındaki fiziksel farklılıklar (bu durum hala tartışmalıdır), kadınların ve erkeklerin arasında zihinsel farklılıklar olduğu anlamına gelmiyor. Halen genetik sebepli olanlarla çevresel sebeplerin sonucu olan farklılıkları ayırd etmek zorundayız. Sonuç olarak, eğer uzmanlara sorarsanız, cinsiyete bağlı zihinsel farklılıklar hakkındaki tek görüş birliği, bir görüş birliği olmadığıdır. Bu alan, onyıllarca hatta yüzyıllarca ateşli tartışmalarla devam edebilecek, gelişmekte olan bir araştırmadır. (Kişisel olarak, kadınların ve erkeklerin doğuştan gelen, davranışlarında farklılığa yol açan genetik farklılıklara sahip olduğunu düşünüyorum. İnsanlar, son derece uyumlu yaratıklardır, bu yüzden genetik farklılıkların, çevresel farklılıkların yanında daha önemsiz olduğu konusunda şüpheliyim.)

Akılda tutulması gereken şeylerden biri de, benzer düşüncelerin; tıbbi bilimlerden eğitime, kadınların katılmaya başladığı her alanda ortaya çıktığıdır. Örneğin, kadınlar doktor olamazlardı, çünkü fiziksel olarak kırık kemikleri düzeltecek güce ve kan görmeye dayanabilecek cesarete sahip değillerdi ya da doktorun hastaya karşı tutumu uygun değildi. Bu iddialar, kadınlar en az erkekler kadar iyi doktorlara ya da öğretmenlere dönüşünce terk edilmeye başlandı. Belki erkekler bilgisayar bilimleri konusunda kadınlardan daha iyi olacaklardır, ancak tarih bu hipotezi desteklemiyor.

İnsan grupları arasındaki farkılıkları incelemek ve bu farkılıkların arkasındaki nedenleri görmek için Steven Jay Gould'un yazdığı The Mismeasure of Man kitabı iyi bir referans olacaktır. Bilim adamlarının, yüzyıllar boyunca insan grupları arasındaki beyin ve vücut farklılıklarını "ispat"lamalarına rağmen, yöntemlerinin ve elde ettikleri sonuçların çoğu yetersiz kalmıştır. Örneğin, Stephen Jay Gould, bir bilim adamının değişik ırklardan kadın ve erkeklerin kafatası kapasitelerini ölçme metodunu kullandığını belirtiyor (yani bir anlamda beyin hacmiyle zekayı ima ediyor). Daha sonra bu bilim adamı, kafataslarını, daha sıkıştırılabilir hale getirmek için keten tohumuyla paketliyor ve hacimlerini ölçüyor ve erkeklerin kafataslarının daha büyük olmaya eğilimi olduğu hipotezini doğruluyor. Daha sonra bilim adamı, kafataslarının sıkıştırılmamış haliyle tekrar hacimlerini ölçüyor ve kafatasları arasındaki belirgin farkın yokolduğunu gözlemliyor. Kadınların ve erkeklerin beyin yapılarını konu alan araştırmaları okuduğunuzda yukarıdaki hikaye aklınızda bulunsun.

Artık kadınlar ve bilgisayar hakkındaki bazı genel yanlış anlamaları açıklığa kavuşturduk, şimdi kadınların Linux'tan ve bilgisayardan neden uzak durduklarına dair gerçek nedenlere bakalım. Kişisel olarak, aşağıda açıklayacağım eğilimler ve davranışlar, birçok kadının karşılaştığı durumlardır, başka bir deyişle, cinsiyet sosyalleştirmesinin sonuçlarıdır. Kadınların daha az atılgan doğduklarını ya da herhangi başka birşeyi iddia ediyor değilim, yanlızca kadınları hakkındaki genel eğilime, ve Linux kültürünün bu eğilimlerle insanların gözünü nasıl korkuttuğuna dikkat çekmek istiyorum.Bu arada vereceğim listedeki sebeplerin çoğu, katılımcı sayısı az olan bilgisayar veya bilimle ilgili gruplar için de aynen geçerlidir.

Kadınlar kendilerine daha az güveniyor

Kadınlar ciddi olarak, birçok alanda yeteneklerini küçümsemektedirler, özellikle de bilgisayar alanında. Bu konu hakkındaki çalışmalardan biri de Bilgisayar Bilimlerinde Kadın Üniversite Öğrencileri: Deneyim, Özgüdüm ve Kültür adlı çalışmadır: http://www-2.cs.cmu.edu/~gendergap/papers/sigcse97/sigcse97.html

Örneğin, bilgisayar bilimlerinde yeni başlayan erkek ğrencilerin %53'ü kendilerini bilgisayar bilimleri derslerine oldukça hazır görürken, kız öğrencilerin %0'ı bu görüşe varmıştır. Ancak yıl sonunda, 7 kız öğrenciden 6'sı A ya da B ortalamasına sahip olarak ayrılmıştır. Tarafsız değerlendirmeler (ortalama dereceleri ya da programlamanın kalitesi ve hızı gibi) kadınların kendi düşündükleriyle bağdaşmıyor. Kişisel olarak daha önce de bu fenomenle karşılaştım: Aksini kanıtlayacak, diploma dereceleri, işle ilgili harcadığım zaman, bir programlama yarışmasında yüksek başarı ve bunun gibi objektif birçok delil olmasına rağmen, hala kendimi üniversitede en tepede hissetmedim. Şimdi geri dönüp baktığımda, aslında sınıfımdaki kendisini cesaretli, kendinden emin birçok erkekten daha iyi durumdaymışım.

Kadınlar arkadaşlık ya da danışmanlık için daha az fırsata sahipler

Diğer tüm disiplinlerde olduğu gibi, bilgisayar bilimlerinde de eğer soru sorabileceğiniz arkadaşlarınız ya da danışabileceğiniz bir topluluğunuz varsa, öğrenme işi daha kolay olacaktır. Ancak çeşitli sebeplerle, erkekler genelde danışman olmaya eğilimliler ve diğer erkeklerle arkadaşlık yapıyorlar. Cinsi dengesizlik bilgisayar bilimlerinde daha da arttığından beri, kadınlar kendi ilgilerini paylaşan çok az kadın buluyor, hatta bazen hiç bulamıyorlar. Kadınlar arkadaş ya da danışacak birini bulabilseler bile, genellikle bir kadın için uyum sağlayabileceği bir topluluk bulmak çok zor oluyor. Birçok kadın, erkek olsaydılar şu an hala oturabilecekleri koltukları erkeklere bıraktılar.

Bunun geribeslemeli bir döngü olduğu açık, bilgisayar bilimlerinde az sayıda kadın, yine bilgisayar bilimlerindeki az sayıda kadına yol gösterebiliyor. Bu geribeslemeli döngünün, tüm şartlar eşit olduğu takdirde eğer erkek olsalardı bilgisayar bilimlerini bırakmayacak kadınların bilgisayar bilimlerini bırakmalarına sebep olduğuna dikkat edin. Bu önemli bir noktadır, çünkü genelde erkek sınıf arkadaşları, kadın taydaşlarının "yeterince iyi olmadıkları"nı varsayarlar. Kadınların kendilerini az takdir etmesi de, bu yanlış kanıyı desteklemektedir.

Kadınların erken yaşlarda cesaretleri kırılıyor

Bilgisayar bilimlerinde kadınlara yönelik sosyal baskı oldukça erken yaşlarda başlar. Okul öncesi çocukları bile, hangi işlerin kadınlar, hangi işlerin erkekler için olduğu konusunda görüşe sahiptir. Erken yaşlarda cinsel rolün toplumsallaştırılması hakkında mükemmel bir inceleme, Dr. Ellen Spertus'ın "Niçin Bu Kadar Az Kadın Bilgisayar Bilimci var?" makalesinde mevcuttur: http://www.ai.mit.edu/people/ellens/Gender/pap/node6.html

Bir kez, erkeklerin ve kadınların, özellikle doğuştan farklı davrandıkları şeklinde ele aldığınız zaman, sanki hiçbir kadın ayrımcılığa uğramıyormuş gibi gelir. Şüphesiz, eğer şanslıysanız, hiç kimse size doğrudan kız olduğunuz için bilgisayar bilimlerinde çalışamayacağınızı söylemez ancak sesinizi her yükselttiğinizde, yanınızdaki oğlan çığlıklarına devam ederken, bir yetişkin sizin susmanızı salık verir. Bu durum hayatın akışına baktığımızda bir handikap teşkil eder; yüksek sesle konuşmak ve ısracı olmak -- örneğin, linux-çekirdek e-posta listesinde, düşüncenizi duyurmanın tek yoludur.

Bilgisayarlar ve kadınlar konusu için en çarpıcı önyargılardan birisi de, en azından A.B.D'de, aile bilgisayarının çoğunlukla kızların odasında değil de erkeklerin odasında durmasıdır. Margolis ve Fisher, Kulüp Evini Açmak'ın 22-24'üncü sayfalarında bu eğilim ve etkileri hakkında çarpıcı örneklere yer vermişlerdir.

Bilgisayarcılık sosyal olmamak olarak algılanıyor

Bilgisayarlarla çalışmak, yalnız yaşayan ya da günlük insan ilişkileri olmayan insanların uğraşıymış gibi algılanıyor. Kadınlar erkeklere göre, daha sosyal, yardımsever ve genel olarak insan etkileşimleriyle daha ilgili olarak kabul edildikleri için, bilgisayarcılığın kadınlar için daha az çekici olduğu gözüyle bakılıyor. Bilgisayarcılığın, sosyal olmayan bir etkinlik olarak algılandığını vurgulamak istiyorum. Bir programcı için, etkin olarak sosyal olmamak göreceli bir başarı sağlıyor ve programcılık bu insanları insan ilişkilerinde daha az huzurlu kılıyorsa, bilgisayarcılık da sizi yapabildiğiniz kadar sosyal yapacaktır. Üniversitedeyken, bilgisayara ayırdığım zamanımın çoğunu, okuldaki bilgisayar laboratuarında en iyi arkadaşlarımla beraber geçiriyordum. Ve son günlerde, diğer programcılarla günden-güne irtibat kurabilmek amacı ile bazı işlerimi berlirgin şekilde değiştirdim. Benim için, tek başıma program yazmak, etrafımda programım hakkında konuşabileceğim insanlar olduğu zamandan daha sıkıcı ve daha az yaratıcı.

Tuhaf bir şekilde, tartışmalı olarak bilgisayarcılıktan daha az sosyal olan meslekler, kadınlara daha çekici geliyor. Roman ya da herhangi bir kitap yazmak, başarılı olabilmek için tek başına ciddi konsantrasyon gerektiren bir alandır. Muhtemelen, sosyal konularla ilgilenen, sadece bu iş için fırsat bulamayan yalnız yazarların durumu bu çelişkiye cevap olarak verilebilir.

Dişi rol modellerinin olmayışı

Bilgisayarlarla ilgili kadınlar şüphesiz mevcuttur, ancak çok az insan bir kadın bilgisayar bilimcisiyle tanışma fırsatı yakalar. Kadınlar, kendilerini daha da görünmez kılan bir alçakgönüllülüğe sahiptir. Anneler ve kadın okul öğretmenleri sürekli bilgisayarlar hakkında hiçbir şey bilmediklerinden yakınırlar. Sonuç olarak, kızlar, bilgisayarlarla etkileşimde bulunan ya da bu konuda kendinden emin bir kadın örneği olmadan yetişirler. Bilgisayar bilimlerindeki tüm kadınları, her zaman için, istemeseler bile mümkün olabildiğince görünür olmaları konusunda -- tüm röportajları almaları gibi, teşvik etmişimdir. Bu konuda utangaç olabilirsiniz ancak reklamınızın yapılmasına izin vermekle, bir genç kızın hayatını değiştirebilirsiniz.

Oyunlar, sınıflar erkeklere göre yapılmış

Hepimiz hemen hemen tüm oyunların erkekler tarafından ve erkekler için yazıldığını biliyoruz. Hiç durmadan akan kan, şiddet ve gerçek dışı devasa göğüslü kadınlar içeren oyunlar, ama hey! eğer piyasa buysa sorun nedir?

Bilgisayar oyunları sanayiiyle ilgili bu sorunu tasvir edebilmem için en iyi yol, 2001 E3 oyun toplantısıyla ilgili bir Salon.com makalesinden bir hikaye anlatmak (http://archive.salon.com/tech/feature/2001/05/22/e3_2001/):

"Temel geliştirici takımın yaratıcı yöneticisi, neşeli bir şekilde Q.A takımının bir toplu tecavüz videosu izlerken bir hayat kadınıyla bir oyunun logosu üzerindeyken nasıl alay ettiklerini anlattı."

Bu konsferanstaki birkaç basit hikaye ve olaydan sadece biriydi. Şirket-destekli toplu tecavüz görüntüleyen bir sanayi nasıl olur da kadınları bilgisayar arenasının dışına atmaz?

Reklamlar, medya bilgisayarların erkekler için olduğunu söylüyor

Bir dahaki sefere bir bilgisayar reklamı gördüğünüzde, reklamdaki kişinin cinsiyetine dikkat edin. Büyük ihtimalle bu kişi bir erkektir. Sık sık, eğer bir bilgisayar reklamında bir kadın görüyorsam, bu kadınlar her zaman garip makyajlar yapan ve deri viniller giyen, genelde yardıma muhtaç bir aptalı canlandıran ve bilgisayarı nasıl kullanacağını göstermesi için bir erkeğin yardımına ihtiyaç duyan kadınlardır. Zaten genelde, onları bilgisayar kullanırken değil, bilgisayarın yanında dekoratif bir nesne gibi dururken görürsünüz. Filmler ve TV de bundan iyisini göstermez. Ne zaman bir kadın bir programcı olarak tarif edilse, ekran zamanının çoğu programcılık yeteneğini göstermekten çok kadının şekilli vücudunu ya da öpülesi dudaklarını göstermeye harcanır. Dikkate değer bir örnek vermek gerekirse: "Hackers" filmindeki Angelina Jolie.

Erkekler ve kadınlar sürekli "Erkekler bilgisayar kullanır, kadınlar kullanamaz" diyen medya imgeleri ile topa tutuluyorlar. Bu çeşit günlük beyin yıkamaların hakkından gelmez çok zor.

İş-yaşam dengesi kadınlar için daha önemli

Bilgisayarla iyi olmak, neredeyse tüm zamanınızı bilgisayar kullanarak ya da öğrenerek geçirmeniz olarak farzediliyor. Bunun da başka bir anlayışsızlık olmasının yanı sıra, kadınlar erkeklere göre, dengeyi sağlamak için kafalarını meşgul eden düşüncelere karşı daha iradeli davranırlar. Kadınlar sık sık, eğer bilgisayar işine girerlerse bu dengelerinin değişmez bir şekilde sarsılacağına inanıyorlar ve bu alandan kaçınıyorlar.

Kadınların özellikle Linux'tan uzak durmasının nedenleri

Linux geliştirmesi, programlamanın diğer alanlarına göre çok daha rekabetçil ve acımasız. Genelde kod yazarken alacağınız tek ödül (ya da en büyük ödül) statünüz ve akranlarınızın tasvipleri olacaktır. Daha az rastlansa da, "ödülünüz" kırıcı bir hiddet ya da daha da kötüsü yanıtsızlık olabilir. Kadınlar rekabetçi ya da çatışmacı bir ruha sahip olmadıkları için, bu işe başlamak için daha az güvene sahip oluyorlar ve Linux ve açık kaynak dünyası genelde bilgisayarın diğer alanlarına göre daha zor kaldığı için uzak duruyorlar.